BİRAZ RAHATSIZ EDECEĞİM

 

SELAM.Sana birkaç satır getirdim, Allah’ın ayetlerini getirdim. İlk olarak şunu
söyleyeyim, okurken rahatsız olacaksın, ben zaten bunun için geldim, seni
rahatsız etmeye geldim. Eğer sorumluluğunu alamayacaksan, üstlenmek
istemiyorsan ve önyargılarını yıkmak istemiyorsan, onlarla bir ömür kalbinin
sesini bastırmaya razıysan, yazdıklarımın üzerine zaten düşünmeyecek ve sayfayı
kapatacaksın. Eğer böyle ise zaten kapatmalısın da. Çünkü sana, üzeri örtülen
ve cevapları verilemediği için sormaktan kaçtıkları sorular soracağım. Kafanı
allak bullak edeceğim, belki uykuların kaçacak, belki bu nokta bir dönüm
noktası olacak senin için. Ama korkma ! Eğer samimi isen, sorduğum soruların
cevabını bulabilmek için zaten elinden geleni ardına koymayacaksındır. Ve sorduğum
soruların hepsinin cevabı olduğunu ve eğer bu cevapları arayıp bulursan seni
günden güne tatmin ettiklerini göreceksindir. Allah’ın ayetlerinden
bahsedeceğim burada ama Kuran’ın neresinde geçtiğini sana söylemeyeceğim, zaten
Kuran’ı okumuşsan yazdığım ayetlerin Kuran’da olduğunu bileceksindir, yahut
bilmiyorsan merak edip bakacaksındır. Bir şeylere biraz emek vermeyi böylelikle
öğreneceksindir.

Bu dünyada neden çocuklar ölür ? Neden savaşır insanlar,
neden hastalanırlar ? Neden tecavüze uğrarlar ?  Diyelim öldü çocuklar, peki neden bu
çocuklardan birisi kanserle yıllarca savaşarak ölür de diğerinin ölümü daha
kolay olur ? Yahut şunu sorayım sana. Sen buraya imtihan için geldiğini söylüyorsun
değil mi? Peki 5-10 yaşında, ya da annesinden doğarken ölen bir çocuk acaba
neyin hesabını verecek sorusunu sordun mu hiç? Zira Kuran’da; “Size orda
(dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi?”
buyruluyor. Bu ayet şunu sordurmuyor mu sana, “5-10 yaşında ölen bir çocuğa
öğüt alabileceği kadar ömür nasıl verilmiş oluyor?”  Belki de şöyle demişsindir, “Yaa bu çocuk
direkt cennete gidecek desem, e Allah’ın adaletine sığar mı sorgusuz sualsiz
cennete gitmek, madem ben niye bu yaşıma kadar uğraştım?”. Eğer biraz
birilerinden bir şey duymuşsan, “Cennete gitmeyecek, cennetle cehennem arasında
bir yerde yaşayacak (mış diyorlar)”… Kuran’da nerede yazıyor böyle bir şey diye
sorduğunda ise cevap yok. Çünkü Kuran’da böyle bir şey yok. Bu soruları eminim
sormuşsundur eğer biraz duyarlı biriysen. Ama cevabını veremediğin için bu
sorulardan kaçmışsındır, cevap verememek, içinden çıkamamak seni korkutmuştur.
Yahut dinden çıkar mıyım diye düşünmüşsündür. Bu soruların cevabını bilmediğin
için aslında içten içe Allah’ın Âdil oluşundan şüphe bile etmişsindir. Ama
bilmelisin ki bunların hepsi sesini duymadığın vesvesenin fısıltıları sana,
hatta çığlıkları. Ama duymak için kulaklarını açmalısın. Oysa şüphe etmen
gereken O değildi. Bu soruların bir cevabı olması gerekiyor demeliydin. Eğer
dememişsen, artık demelisin. Çünkü bu soruların bir cevabı var ve o cevaplar
“İmtihan işte” ya da “Allah bilir” gibi kaçamak cevaplar da değil. Kalbini
tatmin edecek, seni ürpertecek, senin dönüm noktan olacak cevaplar. Kuran bu
kadar apaçık bir kitapken bu soruların cevaplarını barındırmayacağı hiç aklına
yatıyor mu? Bak sana söylüyorum, kaçma içindeki o sorgulayan tarafından, seni
rahatsız eden o sorulardan kaçman için sana fısıldayan yine vesvese. Çünkü
öğrenmeni istemiyor, Allah’ın adaletinden şüphe et istiyor, dinden uzaklaş istiyor.
Yukarıda sorduğum sorular çok basit örneklerdi aslında. Onlar gibi onlarca
yüzlerce soru var. Eğer söylediklerimi az çok anlarsan, bu soruları zamanla kendi kendine üretecek ve kendi kendine cevaplayacaksın. Şunu bilmelisin ki Kuran o sorulara kendi içerisindeki
muazzam tutarlılığı ile tek tek cevap veriyor. Yapman gereken O’nu gerçekten
anlamayı istemek. Sana bu soruların tümünün cevabını ben vermeyeceğim. Çünkü sen
gerçekten bu ve bunun gibi soruların cevaplarına erişmek istiyorsan önüne
konulan bu fırsatı asla elinin tersiyle itmeyeceksindir.
Elini, fıtratının çarpan kalbi üzerine koymaya çalış ve şunu
sor kendine. Cehennem denilen şey topraktan yaratılma bedeninin etini, kibritin
yakması gibi cayır cayır yakan somut bir ateş midir ? Şu soruyu gerçekten hiç mi
sormadın ? “Allah bizi gerçekten kaynayan bir kazanın içine atar gibi, ateşe
atıp yakacak mı?” Vicdanın bunu Allah’ın merhametine yakıştırıyor mu ?
Fıtratını biraz olsun temiz bıraktıysan, bu sorunun cevabına “hayır” dediğini
duyar gibiyim. Çünkü için cız ediyor değil mi böyle bir Allah tasavvuruna ?
Peki o zaman nedir cehennem ateşi ? Allah; “Görebilenler için cehennem
sergilenmiştir.” diye buyuruyor da sen cehennemi uzaklarda mı arıyorsun ?
Cehennem eğer sergilendiyse görebilmek için kıyametten sonrasını beklemeye
ihtiyacın var mı ? “Cehenneme sizden girmeyecek kimse yoktur” ayetine ne
diyeceksin peki ? Yaşanılan acıları, savaşları, intiharları, tecavüzleri,
hırsızlıkları kısaca tüm kötülükleri gözünün önüne getirdiğinde; ateşten başka
bir şey görüyor musun ? Çocuğunu kaybeden bir annenin çektiği acıyı
hissedebiliyor musun ? Ya da en basitinden, en yakınında olan kendine bak.
Kendi iç sancılarına, kalp ağrılarına, fiziksel ve zihinsel olarak yaşadığın
tüm olumsuzluklara. Sen Allah’ın kullara zulmedeceğini mi sanıyorsun ? Bunca
karmaşanın içinden kendini inzivaya çektiğin bir anda şunu hiç mi sormadın, “Bu
tecavüze uğrayan çocuk bunu hakedecek ne yaptı, Allah buna neden izin veriyor ?
Allah neden bir bebeğin açlıktan ölmesine izin veriyor ?” Peki şunu hiç
düşündün mü, bir insan neden sakat doğar ? Kolsuz, bacaksız, organsız,
kromozomsuz yahut fazla kromozomlu. O bunu hakedecek ne yaptı ki ? Neden bazı
insanlar tastamam doğar da bazıları eksik doğar ? Sen tastamam doğduysan eğer,
bunu hakedecek ne yaptın yahut diğerinin suçu ne ? Ne yani sen bunları sebepsiz
mi sandın ? Allah “Herkes elleriyle takdim ettiklerini yaşar, kimseye kıl kadar
zulmedilmez” derken ne kadar ciddi olduğunu anlamadın mı hala ? Sen ateşin apaçıklığını
hala görmedin mi ?Şunu sorduğunu duyar gibiyim, henüz aklı başına gelmemiş bir bebekbir insan
nasıl elleriyle bir şey takdim etmiş olabilir ? Henüz iyiyle kötüyü ayırtedecek
seviyeye gelmeden ölerek bunu nasıl haketmiş olabilir ? Allah ise “Elleriyle
takdim ettikleriniz yüzünden” buyuruyor. Demek ki önceden elleriyle bir şeyler
takdim etmesi gerekiyor değil mi ? Peki bu nasıl mümkün ? Sen tek bir bedende
yaşadığını sanarken bunu asla mümkün kılamazsın. Sence her şey sadece ortalama
80 senelik bir ömürden ibaret olabilir mi? Bu seni rahatsız etmiyor mu? 20
yaşında ölenle, 120 yaşında ölenin tek bir bedenden ibaret olarak nasıl aynı
hesaba çekileceğini nasıl mantığına sığdırıyorsun? Hayır, her şey o kadar da basit
değil. Her şey senin sandığın kadar adaletsiz değil. Allah zalim değil. Sen
dünyaya bir kez geldiğini düşünürken kafanın içindeki sorulardan kurtulman da
mümkün değil. Kuran’daki yeniden diriliş bilgisini idrak edemedikçe içinden çıkılamaz
bir hal alıyor soruların. Yoksa sen de inkarcıların Kuran’da dediği gibi; “Öleni
Allah yeniden diriltmez” diye yemin mi edeceksin ? Sana başlangıçta ne söyledim
? Tüm o soruların muazzam tutarlılık içinde ayrıntılı cevapları var. Eğer sen
dikkatli okumuşsan, bu yazının içinde bazı cevaplara erişmişsindir. Yeni sorulara
gebe kalmışsındır. “Ama ayette şöyle diyor” diye önüme sunacağın pek çok ayet
var biliyorum. Sen yine anlamak yerine, anlamaya çalışmak yerine önyargılarınla
yaklaşmazsın umarım. Merak etme, bahsettiklerimin hiçbirisini hiçbir ayetle
ters düşmüyor. Çünkü zaten Kuran bu bilgileri anlatıyor asırlardır, ben sadece
sana işaret ediyorum. İçindeki soruların cevabını bulmakla yanıp tutuşan
biriysen, muhakkak bu bilgileri ayetlerle kıyas edeceksindir. Daha çok merak
edecek ve bulmak için çabalayacaksındır. Buraya gelmenin bir sebebi olduğuna
inandığını biliyorum. Sana düşen o sebebi daima aramak. Kişi bilgiyi çeker, sen
talep ettikçe, ardına düştükçe bulacaksın sorularının cevabını. Aslında
konuşulacak çok şey var bunu ben de biliyorum. Ama ben burada gücümün yettiği
kadarını anlatacağım sana. Amacım biraz olsun zihnini zorlamanı sağlamak. Kuran’a
yeni bir bakışla tekrar bakmana yardımcı olmak. Eğer bunu yapabilirsen bu
hayatta kendi alabileceğin en doğru kararlardan birini almış olacaksın, umarım
bir gün bunu anlarsın.

Ve bir şeylere adım olsun istiyorsan bu videoyu mutlaka izlemelisin.

 

Hatice Günaydın

 

(Toplam ziyaret: 437, Bugün: 1)

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir